ÇOCUK MU DEDİNİZ?

ali-emiri-157-yasindaM. Fatih KÖKSAL*

Sayın başbakan, siz Diyarbakırlı Ali Emîrî Efendi’yi (1857-1924) bilir misiniz? Yok bilmezsiniz. O sizin bildiğiniz Diyarbakırlılardan değildi… On altı bin cilt el yazması eserden oluşan şahsî kütüphanesini devlete / millete bağışladı. Kütüphanesinin adını da daha sağlığında kendisi koydu: Millet Kütüphanesi. Kitaplar yazdı Ali Emirî Efendi. Türk dili ve kültürünün bir parçası olarak Diyarbakır kültür ve edebiyatını çok önemsiyordu. Diyarbakırlı şairlerin biyografilerini araştırdı, kitaplaştırdı. Onlarca kitabın yanı sıra “Amid-i Sevda” ve “Osmanlı Tarih ve Edebiyatı” dergilerini çıkardı.

İstanbul’un işgali yıllarında, çok değerli kütüphanesini satın almak için kendisine gelerek on binlerce altın, Paris’te lüks bir villa gibi akla gelecek bütün dünya nimetlerini önüne seren Fransız işgal güçleri komutanına “Biz Türklerde misafire hürmet gösterilir. Geldin kahveni içtin. Edebinle de git. Yoksa vallahi seni şununla döve döve gönderirim.” diyerek Fransız generali bastonuyla kovaladığı da anlatılır.

Ali Emiri Efendi’nin çok değerli bir tarafı da Türk kültürünün en eski ve en değerli kaynaklarından Divanu Lugati’t-Türk’ü bularak bu millete armağan etmesidir.

hiç evlenmedi sayın Başbakan. Tıpkı Hakkı Tarık Us (1889-1956) gibi, Seyfettin Özege (1901-1981) gibi… Siz tanımazsınız bunları. Sizin kültür bakanınız da duymamıştır adlarını. Onların da çocukları yoktu. Sizin latif (!) tabirinizle “aile, çoluk çocuk bilmezler”di. Ama bu millete öyle büyük yadigârlar bıraktılar ki… Düzinelerce çocuk bırakıp göçenlerin adını çocukları bile yaşatamadı da onların adı bu milletin kültür dünyasında ilelebet yaşayacak.

Atatürk de çoluk-çocuk aile nedir bilmeyenlerdendi size göre. Israrla “Mustafa Kemal” deyip bir türlü “Atatürk” demediğiniz, diyemediğiniz altın adamın sıkletini her terazi çekmez; o yüzden onu bu bahsin tamamen dışında tutalım.

Evet… Sizin çocuklarınız var maşallah.

Bilal’iniz de var.

Peki, Bilal’de -aile, çoluk-çocuk nedir bilmeyen (!)- Ali Emiri’deki yürek var mıdır?

Musalla taşına yatırıldığımızda hoca efendi “Merhumun ne kadar parası, katı, yatı, gemisi ne kadardı?” diye mi soracak, “Merhumun çoluk-çocuk durumu nasıldı?” diye mi , yoksa “Merhumu nasıl bilirdiniz?” diye mi soracak?…

Bu, düz vatandaşlar için böyledir.

Devlet adamları için önemli olan ise, tarihin onu nasıl yazacağıdır…

* Prof.Dr. M.Fatih KÖKSAL: Ahi Evran Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü

Be Sociable, Share!

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*