
MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekilimiz Prof. Dr. E. Semih Yalçın: Terörsüz Türkiye; terörsüz Suriye, terörsüz Irak demektir.
Bir bakıma millet, aynı çatı altında ve aynı coğrafyada yaşamaya karar vermiş ruhların cemidir. Türkiye’nin netameli dönemlerinde milletimiz, daima varlığına ve geleceğine sahip çıkmıştır. Zor ve badireli süreçlerde, kendi iradesiyle kurduğu Cumhuriyet’e ve hayatiyetini sürdürmesini sağlayan demokrasisine vaziyet etmiştir. İçeriden ve dışarıdan egemenlik ve esenliğine yönelen tehditler karşısında, kararlı ve caydırıcı tepkiler göstererek hepsini savuşturmuştur. Yakın tarihimizin en ciddi toplumsal ve siyasi sarsıntılarından birinin yaşandığı 1980 Askerî Darbesi sonrasında, Türk demokrasisini vesayet altına alan ve egemenlik haklarını çalan dikta rejiminin milletimiz tarafından 1987 Referandumu’yla etkisiz hâle getirilmesi, bu tezimize çarpıcı bir örnektir. Türk demokrasisini askerî ve sivil vesayet prangasından kurtaran 1987 Referandumu sonrasında, Türkiye’nin yeniden silkiniş dönemi başlamış ve milletimiz yeni bir Kızılelma‘ya yönelmiştir.
O gün bugündür Türkiye, millet sevdalılarının öncülüğünde, bütün ayak bağlarını kopararak dünyaya nizam veren, bölgesinde adalet ve istikrar unsuru bir Lider Ülke/Süper Devlet olmak için yoğun çaba içerisine girmiştir. Demokrasimizin 1980 Eylül’ünden itibaren uğradığı uzunca inkıta sonrasında, Türkiye Yüzyılı kervanı da yolculuğunu kaldığı yerden devam ettirmiştir. Siyasi yasakların kalktığı o dönemden beri MHP, önce MÇP çatısı altında, ardından da 1993’ten itibaren kendi özgün adıyla siyaset platformundaki dominant, saygın ve tayin edici işlevini yeniden icra etmeye soyunmuştur. MHP ve Milliyetçi-Ülkücü Hareket, demokrasimiz yeni inkıtalara uğramasın, ülkemiz çağlar ötesine doğru yolculuğunda tökezlemesin, milletimizin ayağına taş değmesin diye kuruluşundan beri olağanüstü gayret içinde faaliyet göstermektedir. MHP; ülkemizin gündeminde yer alan bütün sorunlar karşısında çözümün adresi, diyalog ve barış ikliminin nefesi, vesayetsiz demokrasi davasının sesi olma iddiasını sabır, kararlılık ve tutarlılıkla sürdürmüştür.
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin, partimizin üstlendiği tarihî misyon çerçevesinde attığı Terörsüz Türkiye adımı da, ülkemizin güncel ve en önemli problemlerinden biri olan teröre karşı kamuoyuna sunduğu akil ve bir o kadar da kritik bir hâl çaresidir. Sayın Devlet Bahçeli; uluslararası hukukun bütün geleneksel normlarının ortadan kalktığı, emperyalizmin güce dayalı yeni sömürgeci maceralara yelken açtığı mevcut zaman diliminde, hem iç ve dış politika, hem de savunma ve güvenlik konsepti açısından dönüştürücü bir paradigma değişikliği zaruretini ferasetle görmüştür. Başını ABD’nin çektiği küresel aktörlerin bugünkü obur ve bencil adımları; sadece bölgemiz ve ülkemiz için değil, bütün dünya için çok ciddi güvenlik ve varlık tehdidi oluşturmaktadır.
Emperyalist küresel tehdit, sadece ülkelerin toprak bütünlüğünü değil, doğrudan millî devlet yapılarını da hedef almıştır. O bakımdan Sayın Genel Başkanımızın Terörsüz Türkiye hamlesi, iç bünyeyi sağlam kılmak suretiyle dış tehditlere karşı dayanıklı bir millî devlet yapısı tesis etme fikrine istinat etmektedir. Terörsüz bölgenin yolu da Terörsüz Türkiye’den geçmektedir.
Terörsüz Türkiye, bölgedeki terör bataklıklarını kurutmak için atılmış bir temizlik ve arınma adımı olarak da düşünülmelidir. Terörsüz Türkiye; terörsüz Suriye, terörsüz Irak demektir. Çünkü bölgemizde ve ufuklarımızda vızıldayan terör sivrisineklerinin yok edilmesi, çevremizdeki bütün terör bataklıklarının kurutulmasına bağlıdır. Esasen bu mesele yumurta ve tavuk ilişkisine benzemektedir. Yani, komşu ülkelerin terörden temizlenmesi, Türkiye’nin de hem bölgesel hem de yerel terör tehdidinden azade kılınması manasına gelmektedir. Türkiye’nin bilhassa Suriye konusunda son dönemde sergilediği titiz ve tavizsiz politikanın temelinde, Terörsüz Türkiye’yi engelleyebilecek dış etkenlerden birinin, belki de ön önemlisinin ortadan kaldırılması kaygısı vardır. Şu sıralar Ankara’nın Suriye’nin toprak bütünlüğü ve ülkedeki PKK/PYD/YPG’ye bağlı terör unsurlarının dağıtılarak bütün toplum katmanlarının yeni sisteme entegrasyonunun sağlanması konusunda gösterdiği hassasiyet, Terörsüz Türkiye olgusunun akamete uğramaması açısından büyük önem arz etmektedir.
Bu çerçevede MHP; terörizmin sadece fizikî silahlarının değil, hem psikolojik hem de psikososyal malzeme ve vasıtalarının de ellerinden alınması yolunda verdiği mücadeleyi kararlılıkla sürdürecektir. Çeşitli hak ve özgürlükler bahane edilerek terör örgütleri tarafından mazlum ve masum Kürt kardeşlerimizin hassasiyetlerinin hoyratça istismarına son vermek için ne gerekiyorsa yapılacaktır. Terörle siyasi başarı sağlama, terörle maksadına ulaşma dönemi çoktan nihayete ermiştir.
Etnik ayrılıkçılık, mikro milliyetçilik rağbet görmemektedir. Yeri gelmişken hatırlatalım: Emperyalist ülkeleri garantör devlet kisvesi altında imdada çağırma ve bölücü terör örgütünü kurtarma çabalarının DEM Parti’ye bir faydası olmayacaktır. Terör odaklarını konsolide etmek ve halkı kışkırtmak üzere düzenlenen bayrağa saldırı türünden provokatif eylemler, sağduyu ve soğukkanlılıkla etkisizleştirilecektir. Millî bütünlüğümüzün remzi olan şanlı Türk bayrağına dönük saldırılar; milletimizin birlikte yaşama azim ve irademizi sağlamlaştırmaktan, egemenlik haklarımızı savunma cesaretimizi bilemekten öteye geçemeyecektir. Devletimizin bekası, milletimizin birlik ve bütünlüğü aleyhindeki bütün bölücü propaganda vasıtaları kesinlikle ortadan kaldırılacaktır.


Bir yanıt bırakın