MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. E. Semih YALÇIN: CHP artık siyasi parti hüviyet ve işlevinden hızla uzaklaşarak marjinal bir ideoloji kulübüne dönüşmüştür

Cumhur İttifakı Millet Aklı

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekilimiz Prof. Dr. E. Semih YALÇIN’ın, “CHP’de Olup Bitenlere” dair yaptığı açıklama

Türkiye’yi, bölgeyi, hatta bütün dünyayı alakadar eden onca büyük ve önemli gündem konusuna rağmen kamuoyunu meşgul eden CHP’deki iç çekişmeler ve bu partinin provokatif eylemleri, bazı çarpıcı hakikatlerin açığa çıkarılması bakımından üzerinde hassasiyetle durulması icap eden hususlardır. 

Keçiören Belediye Başkanının CHP’den istifasıyla başlayan tartışmalar sırasında Özgür Özel’in ettiği ağza alınmayacak küfürlerin CHP yönetimindeki yalakalar tarafından tevil ve tasdik edilmesi, ağızları açık bırakmıştır.

Devleti yönetmeye talip olan CHP’nin Genel Başkanı, ancak sergerdelerin ve sokak kabadayılarının ağzından çıkacak küfürlerini inkâr etmediği gibi, bunu siyasetin doğasına hamletmekten geri durmamaktadır.

Ar damarı çatlamış ve kösele yürekli siyasetçilerden mürekkep CHP yönetiminin, Türkiye’yi idare etmeye heveslenmesi ne kadar trajikomiktir.

Parti içi sorunlarını aklıselim ve soğukkanlılıkla çözemeyip sövgü ve çatışma diline, baskıya, şiddete başvuran CHP kurmayları için, vatandaşlar; “Bunlar iki keçiyi güdemediği gibi, birbirini yiyor. Devleti nasıl yönetecekler?” diye sormaktadır.

Kendi kurmaylarının iddialarında olduğu gibi, CHP birinci partidir ama ahlaksızlık ve seviyesizlikte… 

Diğer taraftan İçişleri ve Adalet Bakanlığı görevlerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan atamaların doğurduğu hazımsızlıkla TBMM’de CHP’li milletvekillerinin sergilediği kürsüyü işgal eylemi, bu partide şiddet ve zorbalığın bir politika biçimi olarak benimsendiğini ortaya koymuştur.

İçişleri Bakanlığı’na Sayın Mustafa Çiftçi’nin, Adalet Bakanlığı’na da Sayın Akın Gürlek’in getirilmesinin ardından Mecliste düzenlenen yemin töreni sırasında CHP tarafından gösterilen anormal tepki, korku ve telaşın göstergesidir.

Ancak CHP’li milletvekillerinin Meclis kürsüsünü işgal teşebbüsü, sadece korku ve hazımsızlıkla açıklanamaz.

 Kürsü işgali, doğrudan millî iradeyi boğmaya dönük yasa dışı bir eylemdir.

Bu son hadise göstermektedir ki CHP artık siyasi parti hüviyet ve işlevinden hızla uzaklaşarak marjinal bir ideoloji kulübüne dönüşmüştür.

CHP’li milletvekillerinin, TBMM’nin mehabetini kirletmeye yönelik kanunsuz eylemlerini sergilerken Anayasa’ya aykırılık yalanına sığınmalarıysa korkunç bir cehalet örneğidir.

Bahse konu Bakan atamalarının Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren, Sayın Çiftçi ve Sayın Gürlek’in önceki görevleri sona ermiş ve Bakanlık vazifeleri anayasal seviyede hukuki meşruiyet kazanmıştır.

CHP; Türk siyasetinin gerginlik ve kavga çıkarma heveslisi, haylaz, kumarbaz ve mirasyedi çocuğudur.

CHP’de mafyalaşma vardır, kurmayları da mafya ileri gelenleri gibi hareket etmektedir.

CHP içindeki klik ve hizip kazanları fokur fokur kaynamaktadır.

Başlarındaki Özgür Özel de partisinde olup bitenlerle baş edemediği için; aşırı huzursuz, pürhiddet, sinirli ve haşin konuşmalar yapmaktadır.

CHP’deki gürültünün volümü o kadar yüksektir ki Özel’in ağzından çıkanı kulağı, klavyesinden çıkanı telefonu duymamaktadır.

Özgür Özel, Keçiören Belediye Başkanının istifasının siyasi sonuçları olacağını ve milliyetçi/muhafazakâr oyların yolunun CHP’ye kapanmakta olduğunu dehşetle görmekte, hissetmektedir.

Özel’in huşuneti, küfürbazlığı biraz da bundandır.

Partisinden 18 belediye başkanı, 93 meclis üyesi istifa etmiş ama CHP’nin başındakinden tık çıkmamıştır.

Lakin bu kez çatlak büyüktür.

CHP içindeki kavganın psikolojisi, ekonomik saik ve tepkilerle verilmiş emanet oyların, birer birer CHP’yi terk etmeye başladığı hakikatine işaret etmektedir.

CHP’nin yerel seçim sosyolojisini oluşturan dinamikler dağılmakta, siyasi yapbozlar parçalanmaktadır.

CHP’nin bütün yamaları yırtılmaya, dikişleri ayrılmaya başlamış, defoları ortaya çıkmıştır.

Halkın ekonomik kaygılarını istismar ederek yürüttükleri siyasi ithalat rejimi, yerini istifa ve ihraçlara, kiralık oy kombinalarının boşalmasına bırakmıştır.

Partinin her kademesinde devşirmelerle müfrit ve eski tüfekler arasında baş gösteren doku uyuşmazlığı, büsbütün su yüzüne çıkmıştır.

Partiye rüzgâr getirmesi için bazı mevkilere monte edilen siyaset fırıldaklarının dişlileri dağılmış, milleri fırlamıştır. 

CHP’nin bünyesi, kemikleşmiş biyolojik ve ideolojik yapıya eklemlenemeyen yabancı hücreleri reddetmektedir.

CHP’deki bu kaynama ve “yapay sitokinez”, yani uyumsuz hücre bileşenlerinin ayrılması olgusu, ileride sandığa da yansıyacaktır.

CHP’de aslına rücu etme ve %25 YAPISI’na dönüş süreci başlamıştır.

Tatlı iktidar hülyaları suya düşmüş, renkli rüyalar simsiyah kâbusa dönmüştür.

Özgür Özel’i uykusuz ve küfürbaz eden asıl sebep işte budur.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in; kamuoyu önünde en ağır, en galiz sövgülerle kendi belediye başkanına saldırması, bu partinin çirkin bir yüzünü de ele vermiştir.

Milyonlarca CHP’li seçmen; partisinin vesayetçi, tahammülsüz, hoşgörüsüz, siyasi seviye ve nezaketten yoksun Genel Başkanının utanmazlığı karşısında derinden sarsılmıştır.

Özgür Özel, Türkiye’nin siyaset sosyolojisinde “moderatör” değil, “separatör”; yani birleştirip yöneten değil, ayrıştırıp dağıtan genel başkan tipine çarpıcı bir örnek olarak öne çıkmıştır.

Hizipçi Genel Başkanlık tarzı zaten CHP’nin geleneklerinde vardır.

Bu gelenek, şimdi Özgür Özel eliyle büyütülerek sürdürülmektedir.

Özel’in, güzide Ankaragücü spor kulübünü siyasetine malzeme etmesi de başka istismarcı ve çarpık anlayışın ürünüdür.

CHP’nin, hiçbir spor kulübünü siyasete bulaştırmaya hakkı yoktur.

Spor kulüplerimiz, siyasetler üstü kalmalıdır.

İktidar halüsinasyonu görüp siyaset kulvarında aşırı hız yapan CHP, böyle frensiz yol almaya devam ederse sandık kavşağında şarampole yuvarlanacaktır.

Cumhur İttifakı Millet Aklı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*