TBMM Başkanvekili Celal Adan: Türkiye’yi bu küresel fırtınada selamet adası yapan ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonudur!

Cumhur İttifakı Millet Aklı

MHP’li Adan: ‘Türkiye’yi bu küresel fırtınada selamet adası yapan ‘Terörsüz Türkiye’ vizyonudur!’

MHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Celal Adan, İzmir’de başlayan kongre sürecinde yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye” hedefi ve “Türk Yüzyılı” vizyonuna dikkat çekti.

MHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Celal Adan, İzmir’de düzenlenen kongrede yaptığı konuşmada partililere seslendi.

Konuşmasına Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin selamlarını ileterek başlayan Adan, İzmir’in tarihsel önemine vurgu yaptı. Adan, kentin Kurtuluş Savaşı’ndaki rolünü hatırlatarak, İzmir’in Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesindeki simge şehirlerden biri olduğunu ifade etti.

MHP’nin bir seçim hareketi değil, yarım asrı aşan bir dava hareketi olduğunu belirten Adan, partinin temel hedefinin vatan sevgisi, fedakârlık ve adanmışlık üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Türkiye’nin kritik bir dönemden geçtiğini belirten Adan, küresel ve bölgesel gelişmelere dikkat çekerek, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunun önemine işaret etti.

MHP’li Celal Adan’ın konuşmasının tamamı şöyle:

Aziz dava arkadaşlarım, milliyetçi-ülkücü hareketin yiğit mensupları, değerli delegelerimiz, hanımefendiler, beyefendiler; Sözlerimin başında, her birinizi Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in selam ve sevgileriyle selamlıyorum. Onun dediği gibi; “Güzel İzmir, vakurlu İzmir, onurlu İzmir, dik duruşlu İzmir, maviliklerinde Türk’ün kudretli asırlarını yüzdüren İzmir; seni hasretle bağrıma basıyorum.” Bugün İzmir’de başlayan kongreler sürecimizin ilk büyük buluşmasında, sizlerle bir arada bulunmaktan büyük bir şeref ve bahtiyarlık duyuyorum.

“HER BİR DAVA ARKADAŞIMIZ DA ÜÇ HİLÂLİN GÖLGESİNDE VERİLEN O BÜYÜK MÜCADELENİN ŞEREFLİ NEFERLERİDİR”

Milliyetçi Hareket Partisi; seçimden seçime hatırlanan bir siyasi yapı değil, yarım asrı aşan mücadelesiyle Türk milletinin vicdanında yer etmiş büyük bir dava hareketidir. Bu dava; makamların, mevkilerin ve şahsi hesapların değil; vatan sevgisinin, fedakârlığın ve adanmışlığın davasıdır. İşte bu salonda bulunan her bir dava arkadaşımız da üç hilâlin gölgesinde verilen o büyük mücadelenin şerefli neferleridir.

İzmir; tarihten bugüne kadar daima istiklâlimizin kalbi, kültür ve medeniyetimizin incisi, milletimizin gözbebeği olmuş bir şehirdir. İzmir; uğruna İstiklâl Harbi verdiğimiz, kurtuluşunu hürriyetin mührü bildiğimiz bir şehirdir. İzmir; ilk kurşundur. İzmir; Hasan Tahsin’dir. İzmir; zulme ve düşmana boyun bükmeyen, baş eğmeyen, diz çökmeyen zeybek yürekli yiğitlerin diyarıdır. Aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’ndan hemen sonra, yeni bir devletin doğum sancılarını çeken; işgalcilerin yaktığı şehri yeni baştan ayağa kaldıran azmin toprağıdır. Yine İzmir İktisat Kongresi’yle, tam bağımsızlığın ancak ve ancak millî bir duruşla, sömürgeci odaklara meydan okuyarak kazanılacağını tüm dünyaya ilan eden işaret fişeğidir.

“TÜRKİYE; MİLLÎ HUDUTLARI DÂHİLİNDE, LEKESİZ BİR İSTİKLÂL İLE DÜNYANIN SULH VE TERAKKİ UNSURLARINDAN BİRİDİR”

Uğruna canlar feda ettiğimiz bu mübarek şehir; Büyük Atatürk tarafından “ülkemizin Akdeniz’e karşı ışığı” olarak tasvir edilmiştir. Bu ışığı daha da parlatmak, millî beka davamızın sönmez meşalesi yapmak bizlerin, yani Ülkücü hareketin omuzlarındaki tarihî bir sorumluluktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, hürriyetin hemen akabinde; İzmir’de bir iktisat kongresi tertip etmesi çok mühimdir. O kongrede söylediği şu sözler; aynı zamanda bağımsızlık vizyonunun temel taşını oluşturmaktadır: “Türkiye; millî hudutları dâhilinde, lekesiz bir istiklâl ile dünyanın sulh ve terakki unsurlarından biridir”. Bugün; MHP’nin ve Cumhur İttifakı’nın siyaset felsefesinin özü tam olarak bu ifadelerdir.

“GÜÇLÜ DEVLET, ANCAK VE ANCAK MİLLÎ ÜLKÜLER ETRAFINDA KENETLENMİŞ SARSILMAZ BİR İRADEYLE MÜMKÜNDÜR”

Fukara Anadolu evlatları; varlıkla yokluk arasındaki çizgide verilen o şanlı mücadeleden alınlarının akıyla çıkmış ve bizlere yalnızca bir vatan değil, aynı zamanda eğilmez bir baş, bükülmez bir bilek, kutsal bir istikamet bırakmıştır. Aradan geçen senelere rağmen Türkiye’nin önündeki temel mesele esasta değişmemiştir: Küresel kuşatmalara karşı siyasi bağımsızlığımızı korumak, millî egemenliğimizi her türlü şer odağına karşı tahkim etmek ve Türkiye’yi bölgesel ve küresel oyunların üzerinde, dev bir aktör hâline getirmektir.

Bugün bu salonda bulunan siz kıymetli dava arkadaşlarım; işte bu kutlu istikamet yürüyüşünün İzmir’deki sarsılmaz muhafızlarısınız. Çünkü güçlü devlet, ancak ve ancak millî ülküler etrafında kenetlenmiş sarsılmaz bir iradeyle mümkündür.

“MİLLİYETÇİ-ÜLKÜCÜ HAREKET, TARİH BOYUNCA FIRTINALARDAN KAÇARAK DEĞİL, O FIRTINALARI YARARAK, GÖĞSÜNÜ SİPER EDEREK İLERLEMİŞTİR”

Dünya, sınırların yeniden çizilmek istendiği, bölgesel çatışmaların ve haince tezgahların vatan coğrafyamızı hedef aldığı çok mühim bir kırılma döneminden geçmektedir. Sayın Liderimizin de ifade ettiği gibi, herkesi etkileyecek şiddetli jeopolitik fırtınaların yaşandığı bir dönemin içerisindeyiz. Fakat Türk milleti ve onun serdengeçti uç beyi olan Milliyetçi-Ülkücü Hareket, tarih boyunca fırtınalardan kaçarak değil, o fırtınaları yararak, göğsünü siper ederek ilerlemiştir. Bugün de aynı iradeye, aynı kararlılığa, aynı şuura fazlasıyla sahibiz.

Türkiye; savunma sanayiinden dış politikaya kadar pek çok alanda artık yalnızca bölgesel bir güç değil, küresel ölçekte söz sahibi bir ülke hâline gelmiştir. Önümüzdeki dönemde hedefimiz; sadece içeride istikrarı sağlamış bir ülke değildir. Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın varacağı menzil çok daha büyüktür: Bizim Kızılelmamız; Türk dünyasının öncüsü, mazlumların hamisi ve “Lider Ülke Türkiye” vizyonuna ulaşmış bir millî devlettir.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE” HEDEFİ, SIĞ BİR GÜVENLİK POLİTİKASININ ÇOK ÖTESİNDEDİR”

Bugün Türkiye’nin önüne konulan her büyük hedefte, her kritik dönemeçte ve her tarihî eşikte Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in ferasetini, dirayetini ve devlet adamlığını görmek mümkündür. Türk milliyetçiliğini günlük siyasetin dar kalıplarına hapsetmeyen; onu devlet aklıyla, millet sevgisiyle ve tarih şuuru ile buluşturan anlayış, bugün Türkiye’nin en büyük güvencelerinden biridir.

Bizim siyaset anlayışımızda devletin bekası ile milletin refahı, toplumsal huzur ile millî güvenlik birbirinden ayrı düşünülemez. Bu sebeple, Liderimizin kararlılıkla ortaya koyduğu “Terörsüz Türkiye” hedefi, sığ bir güvenlik politikasının çok ötesindedir. Bu hedef; vatanın bölünmez bütünlüğünün, toplumsal huzurun, kardeşçe yaşama iradesinin ve geleceğimizin yegâne teminatıdır. Türkiye’nin enerjisini kısır çekişmelere, yapay ayrışmalara ve hıyanet odaklarının tuzaklarına değil; kardeşliğe, birliğe ve yükselmeye harcaması gerektiğine inanıyoruz.

“ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK, İNŞALLAH TÜRKİYE DEĞİŞMEZ”

Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in sık sık vurguladığı gibi, iç cepheyi tahkim etmek bugün sadece siyasi bir sorumluluk değil, tarihî bir zorunluluktur. Küresel ve emperyal güç odaklarının hangi planları kurduğu, neleri harekete geçirdiğini; Liderimiz çok daha önceden teşhis ve teşhir etmiştir. 28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi İkinci Tur sonuçlarının netleştiği gece, MHP Genel Merkezi’nde yaptığı basın açıklaması, halen hafızalardadır. Söylediği cümle; bir stratejik öngörü, bir politik deha örneğidir. Liderimiz; global kaos günleri daha kapıları çalmadan önce şu sözü ayan beyan dile getirmiştir: “Önümüzdeki günlerde çok şey değişecek, inşallah Türkiye değişmez.”

Gelinen nokta itibariyle; bu ikazın kıymeti aşikâr hâle gelmiştir. Bugün Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Karadeniz’den Pasifik’e kadar uzanan gelişmeler; Liderimizin o gün yaptığı tespitin ne kadar isabetli olduğunu açıkça göstermektedir. Fakat Türkiye, tehlikeli ve fırtınalı denizlerin tam ortasında bir sulh ve selamet adası gibi kendini korumaktadır. Bunu şu ana dek sağlayan; Liderimizin başlattığı Terörsüz Türkiye vizyonunun işleyen mekanizmasıdır. Çünkü iç cephesi güçlü olan, fitneye geçit vermeyen milletlerin sarsılması mümkün değildir. Devlet ve millet için siyaset sahnesine çıkanların görevi husumeti derinleştirmek değil, kardeşliği büyütmektir. Gerilim üretmek değil, güven vermektir. Kucaklaşmaktır. İşte Türk ve Türkiye Yüzyılı dediğimiz muazzam hedef; yalnızca siyasi bir ideal değil; ülkülerimizde, vizyonumuzda ve millî duruşumuzda yeni bir şahlanışın, Türk asrının adıdır.

“MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ SORUNLARDAN BESLENMEZ, SORUNLARA ÇÖZÜM ÜRETMEK İÇİN GAYRET EDER”

Üç hilâlin ışığını ufukların ötesine taşıyan yiğit ülküdaşlarım;

Şah damarımızı sıkıştıran 50 yıllık bir ura neşter atmak, her babayiğidin harcı değildir. Küresel güç oyununda bütün dengeleri yeni baştan kuracak; riskli, meşakkatli ve tehlikeli bir hamledir. Fakat vatan sevdalılarının öncüsü, ülkücü hareketin lideri, Türkiye Yüzyılı’nın mimarı Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli; ilk adımı memleket için atmaya gönüllü olmuştur. Bu fırtınaya göğüs germekten muradı; ne oy devşirmek, ne seçim kazanmaktır. Temel amacının ne olduğunu bir grup konuşmasında kendi sözleriyle şöyle tarif etmiştir:

“Milliyetçi Hareket Partisi ‘Önce Ülkem ve Milletim sonra partim ve ben’ derken slogan değil fikir; hamasete dayalı propaganda değil sağduyu ifade eder. Değerler alanına savaş açmaz, değerlere dayalı politika üretir. Sorunlardan beslenmez, sorunlara çözüm üretmek için gayret eder.”

Bizlere düşen, Liderimizin gösterdiği cesarete yaraşır bir atılganlıkla; fikirlerimizi milletimizle buluşturmaktır. Bizlere düşen, Liderimiz gibi fedakârlık göstererek; gecemizi gündüzümüze katmaktır. Ülkücü hareketin her bir evladı; sokak sokak, kapı kapı dolaşmak ve her bir vatandaşımızın gönlüne girmek zorundadır. Bu noktada İzmirli ülküdaşlarımızın öncülük edeceğine inancım tamdır.

İnanıyorum ki İzmir, geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türk milliyetçiliğinin, millî uyanışın simge şehirlerinden biri olacaktır. Uğruna Kurtuluş Savaşı verdiğimiz şehir; yeniden Akdeniz’in parlayan ışığı, Türk milliyetçiliğinin yıkılmaz kalesi olacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi öncülüğünde Cumhur İttifakı; İzmir’i baştan sona kucaklayacaktır.

“CUMHUR İTTİFAKI’NI ANLAMAK İSTEYENLER, ONUN KÖKLERİNİ MİLLETİMİZİN İSTİKLÂL MÜCADELESİNDE ARAMALIDIR”

Cumhur İttifakı; günübirlik siyasi hesapların değil, Çanakkale’den Dumlupınar’a, Sakarya’dan 15 Temmuz’a uzanan millî iradenin bugünkü tezahürüdür. Cumhur İttifakı; devletin bekasını, milletin birliğini ve Türkiye’nin geleceğini esas alan tarihî bir mutabakattır. Bu nedenle Cumhur İttifakı’nı anlamak isteyenler, onun köklerini milletimizin istiklâl mücadelesinde aramalıdır.

Nitekim Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Bey’in ifade ettiği gibi;

“Cumhur İttifakı, İzmir’in sinesinden çıkıp işgalcilere ilk kurşunu sıkan Hasan Tahsin’in gelecek umududur.”

“Cumhur İttifakı, Konak Hükümet Meydanı’na al bayrağımızı gururla çeken Yüzbaşı Şerafettin’in özlemidir.”

Bu kutlu davaya gönül vermiş her bir dava arkadaşımıza, yıllardır üç hilâlin sancağını yere düşürmeyen teşkilatlarımıza ayrıca şükranlarımı sunuyorum.

Kongremizin; İzmir’imize, partimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, seçilecek olan tüm dava arkadaşlarıma kutlu görevlerinde üstün başarılar diliyorum.

Yolumuz açık, kongremiz mübarek olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.

Cumhur İttifakı Millet Aklı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*