BİLAL’İN İKBALİ İÇİN AKP, MİLLETİN İSTİKBALİ İÇİN MHP

Cumhur İttifakı Millet Aklı

cetin2Türkiye’nin 30 Mart seçimlerine kilitlendiği ve AKP hükümetinin sorgulandığı bir dönemde, Suriye’yle savaş yollarını zorlayan yaklaşımlar endişe vericidir. Kuzey Irak’ta Barzani’ye teslim edilen Kürt petrolünün yolunu açacak ve Suriye’de inşa edilen Kürt bölgesine hayat verecek müdahale arayışlarının Türkiye’nin milli çıkarlarıyla ilgisi olamaz. Esat düşmanlığı Türkiye’yi güneyinde El Kaide uzantısı terörist yapılara ve otonom Kürt devletçiklerine mahkûm etmemelidir. Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin sığ dış politikasının iflası, masa başında savaş tezgâhlayarak örtülemeyecek ölçüde sırıtmaktadır. Devletin zirvesinin yaptığı Suriye planları çok vahim, güvenlik zafiyetiyle bunların sızdırılması ise açık bir acziyettir.

Ayrıca AKP’nin Türkiye’deki seçim sonucundan korktuğu ve savaş ortamı gibi bahaneler üreterek sorulması muhtemel hesaplardan kurtulmaya çalıştığı anlaşılmaktadır. Twitter’ın ardından youtube’u da kapatan AKP hükümetinin kaygısının devlet sırrını korumak olmadığı çok açıktır. Dar bir oligarşik menfaat çetesine dönüşen AKP, savaş çıkarmayı dahi göze alacak ölçüde yoldan çıktığını gizlemek için medyayı susturmaktadır. Türkiye her türlü iç ve dış provokasyona karşı teyakkuza geçerek tarihi 30 Mart seçimlerini yapmalı ve biran önce AKP hükümetiyle hesaplaşmalıdır.

Bebek katili Apo’nun başbakanlık uçağı ile Oslo’ya götürüldüğü iddiaları son derece vahim ve kabul edilemeyecek bir ihanettir. İddialar derhal yalanlanmadığı takdirde Tayyip Erdoğan’a “Teröristle görüşenin şerefi olur mu?” hatırlatmasını yapmakla yetineceğiz. Türkiye devletini eli kanlı bölücü terör örgütüyle muhatap etmekle kalmayıp, Oslo’da kurulan pazarlık masasına müsteşarıyla birlikte teröristbaşını oturttuğu iddiaları doğru ise Tayyip Erdoğan ve zihniyetinin yatacak yeri yoktur. Binlerce şehidin vatan bölünmesin diye kanlı kurşunlara siper olduğu Türkiye’nin birlik ve bütünlük davasında Apo’yla iş tutmanın bedeli çok ağır olacaktır. Türk milleti adına Milliyetçi Hareket Partisi olarak iki elimiz bölücülüğe ortak olanların yakasındadır.
Pazar günü yapılacak seçimlerde sandık başına gidecek yaklaşık 10 milyon gencimiz, Türkiye’nin geleceği için tavrını koyacak ve seçimin kaderini belirleyecektir. Türk gençliği Bilal’in ikbali için değil, milletinin istikbali için tercihini yapacak ferasette olduğunu gösterecektir.

30 Mart seçimlerinde 52 milyon 695 bin seçmen sandık başına giderek belediye başkanları ve meclis üyelerini seçmek üzere oy kullanacaktır. Kullanılan bu oylar aynı zamanda vatandaşın mevcut iktidarla ilgili tutumunu ortaya koyması açısından önemlidir. Vatandaşın Ankara’daki han-ı yağmaya, talan ve soyguna, Apo-Barzani-Tayyip Erdoğan ittifakına tepki mi duyduğu, yoksa onay mı verdiği anlaşılacaktır. Nihayetinde demokrasi ancak temsilciler vasıtasıyla işletilebilen bir sistemdir ve son sözü her zaman milletin söylemesi en doğrusudur. Üç ayı aşkın bir süredir AKP’nin içine düştüğü yolsuzluk ve rüşvet batağı millete yeterince anlatıldı ise sandıktan çıkacak sonuç belli demektir. Tayyip Erdoğan’ın milletin gözünün içine baka baka sürdürdüğü yalan tiyatrosu, bu saatten sonra ancak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara işleyecektir.

Türk milletinin ekseriyetinin ahlaki değerleri, kendilerini yönetenlerden daha üstündür. Yönetenlerin ahlaksızlığı, hırsızlığı ve ihanetini Türk milletinin içine sindirmesini ve hoş görmesini beklemek, milli ahlak ve zekâyla alay etmektir. Millete yanlış yapan, dinle dalga geçen ve kullanan zavallılar hesap verecektir.

TUİK verilerine göre 18-25 yaş arasında 10 milyon ve bunlar içinde ilk defa sandığa gidecek 3 milyondan fazla gencimiz bulunmaktadır. Batı ülkelerini kıskandıran genç nüfusumuza ait bu rakamlar millet olarak göğsümüzü kabartmaktadır. Çünkü bir millet için gençlik demek gelecek demek, enerji ve heyecan demektir. İdealizmin adı olan gençlik, aynı zamanda menfaat için değerlerini satmamaktır. Bugün hangi orta kuşak ve üstüne sorsanız, mutlaka Türkiye’nin daha iyi yerleri hak ettiğini ifade edecektir. İşte Türkiye’nin geleceğiyle ilgili taşıdığı umut, bugünün gençlerinde saklıdır.

30 Mart seçimlerinde sandıkta tercihini ortaya koyacak 10 milyon genç, verdiği kararla Türkiye’nin geleceğini değiştirmeye bugünden başlayacaktır. Tıpkı milli mücadele yıllarında işbirlikçi İstanbul hükümeti yerine kendilerini bağımsızlığa adayan, vatan için okul sıraları yerine cephelere koşan Türk gençliği gibi, Türkiye’yi yine bir işbirlikçi hükümetten kurtarmak üzere 30 Mart’ta ilk adımlar atılacaktır.

Ortada milletin ekmeğine göz diken, devlet malını ailesinin üzerine şahsi servet olarak geçiren bir hükümet vardır. Yolsuzluk ve rüşvetin bir kangren gibi tepeden tırnağa her yere sirayet etmesindense, seçim sandığında neşteri vurup kangren olan organı kesmenin zamanıdır. Bu hastalıklı hükümetin 29 yaşında bir İran’lının elinde oyuncak olduğuna bakıldığında, başka hangi güçlerle ne işler çevirdiğini düşünmemek ve ülkemizle ilgili endişelenmemek mümkün değildir.

AKP’yi PKK ile masaya oturtan, Türk subaylarını cezaevine teröristleri şehirlere dolduran, Apo’ya devlet adamı postu giydiren bir mütareke dönemi yaşadığımız kesindir. Atatürk’ün tarif ettiği gibi, Mondros sonrası cebren ve hile ile bütün kaleleri zapt edilmiş, tersanelerine girilmiş, orduları dağıtılmış ve her köşesi bilfiil işgal edilmiş vatanımıza ait acı hadiseler tekrar etmektedir. İktidara sahip olanların gaflet, dalalet ve hatta hıyanetleri sıradanlaşmış, iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle birleştirmiştir. Kıbrıs pazarlık masasında teslim edilmiş, Kerkük’ten Diyarbakır’a uzanan Barzani Türkiye’nin başbakanının has adamı olmuştur. İkinci İsrail olarak bağrımıza bir hançer gibi sokulmak istenen Kürdistan’ın Irak ve Suriye kısmının inşasından sonra Türkiye’deki hazırlıkları AKP hükümetinin nezaretinde tamamlanmak üzeredir. Vatanın bir parçasında Türk devletini sıfırlamaya yaklaşan AKP iktidarı, meydanı bölücülere teslim etmekle kalmamış, bölücülerle bölgesel seçim ittifakları yaparak ihanetini perçinlemiştir. Saltanatlarının merkezi İstanbul’a karşılık güneydoğuyu gözden çıkaran bu zihniyetin bir İngiliz gemisiyle kaçan Vahdettin’den ve Damat Ferit’ten farkı kalmamıştır.

Kanla ve canla bedel ödenerek kurulan Türkiye Cumhuriyeti, Türk gençliğine emanet edilmiştir. Milletin birlik ve beraberliği, dirlik ve düzeni, istikbali söz konusu olduğunda Türk gençliği tavrını açıkça ortaya koyacaktır. Vatanın sahipsiz olmadığını, hırsızlığın bir erdem olarak sunulamayacağını, namuslu ve dürüst olmanın galip geleceğini Türk gençliği sandıkta gösterecektir. Bu vatanın üç otuz paraya alınmadığını, uğrunda ödenen bedeli evlerinde depoladıkları paralarla yakalanan AKP’li siyasetçilerin tasavvur edemeyeceğini gençliğimiz haykıracaktır.

Bilal’in ikbali için Türkiye’yi itibarsızlaştıranlara ve çözülmeye zorlayanlara milletin istikbalini hatırlatmak Türk gençliğinin vazifesidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 10 milyon Türk gencinin dilerse bu iktidarı yerle bir edeceğini gayet iyi biliyor ve inanıyoruz. Milletten çalan, aldatan ve kandıranlara oylarıyla hesap sormak için 30 Kasım’da Türk gençliğinin sandığa mührünü vurmasını bekliyoruz. Milletimize yakışır bir sağduyuya sahip Türk gençliği çalan, çırpan ve satan iktidara karşı, Türkiye sevdasının merkezi MHP’yi tercih edecektir. Türk gençliği ve Milliyetçi Ülkücü Hareket zaten hep özdeş olmuştur. Türk gençliği idealizmini MHP’den, MHP ise hareket kabiliyetini gençlikten almaktadır. 30 Mart’ta Türk gençliği ve Milliyetçi Ülkücü Hareket hükmü birlikte verdiğinde, Bilal’in ikbali bekleyecek milletin istikbali yükselecektir.

Cumhur İttifakı Millet Aklı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*