Darbe değil, tarihin en büyük yolsuzluk operasyonu

Hangi yolsuzlukların üzeri örtüldü?

FAZLI MERT
4 Eylül 2014, Perşembe

17-25 Aralık soruşturmalarında görev alan polisler, şimdi ‘darbe’ ile suçlanıyor. 22 Temmuz’daki sahur baskınıyla başlayan emniyet mensuplarına yönelik operasyonlar, sayısız hukuk skandalına sahne oldu.

Gözaltına alınan polisler darbeyle suçlanırken haklarında somut deliller dahi sunulamadı. Peki, polislerin gözaltına alınmasına sebep olan 17-25 Aralık soruşturmalarının içeriği ne idi? Bu iki tarih, Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının operasyona dönüştüğü tarih olarak kayıtlara geçti. Bakanlar, bakan çocukları ve hükümete yakın işadamlarının dahil olduğu, yolsuzluk miktarının ise on milyarlarca dolarla ifade edildiği soruşturmalar, Eylül 2012’de bir dizi ihbarla başlayıp, 17 Aralık 2013’te Savcı Celal Kara’nın, 25 Aralık 2103’te ise Savcı Muammer Akkaş’ın gözaltı talimatları ile kamuoyu tarafından duyuldu. İşte ortaya çıkan gerçekler:

17 ARALIK’TA 87 MİLYAR EURO’LUK KARA PARA TRAFİĞİ

Aralık soruşturması, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca görevlendirilen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve Mali Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirildi. Aralarında işadamı Ali Ağaoğlu, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, çeşitli düzeyde kamu görevlileri ve 61. Türkiye hükümeti kabine üyesi 4 bakan ile 3 bakan çocuğunun olduğu kişiler “rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık” ile suçlandı. 17 Aralık soruşturmasında Reza Zarrab liderliğindeki yapılanmanın 87 milyar Euro kara para akladığı ve bazı bakanlar da dahil olmak üzere kamu görevlilerine toplam 139 milyon lira rüşvet dağıttığı tespit edildi.

MASAK VE MİT DE ZARRAB’IN KARA PARA AKLADIĞINI TESPİT ETTİ

Eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın yönettiği, Savcı Muammer Akkaş ve Celal Kara’nın yürüttüğü soruşturmanın detayları şu şekildeydi: 2008 yılında Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) 50 sayfalık bir rapor hazırlayarak İranlı işadamı Reza Zarrab ve adamlarının kara para aklama faaliyetlerini tespit etti. Daha sonra 21 Aralık 2010 tarihinde Moskova Havalimanı’nda, İstanbul’dan Rusya’ya giden 3’ü Azeri, biri İranlı olmak üzere 4 kişi, bavul ve sırt çantalarında 14,5 milyon dolar ve 4 milyon Euro ile yakalandı. İstanbul Mali Şube, olayın detaylarında Reza Zarrab’ın ekibi ile bağlantısını tespit etti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 17 Eylül 2012’de, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, kaçakçılık ve suçtan elde edilen mal varlığının aklanması iddialarına yönelik teknik takip çalışmalarına başladı. Soruşturmada MİT’in de o tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ı uyardığı ve 4 bakanın Reza Zarrab’la rüşvet ilişkisini deşifre edip Erdoğan’a rapor sunduğu ortaya çıktı.

BAKAN ÇOCUKLARI KANALI İLE ZARRAB’DAN MİLYONLARCA LİRA RÜŞVET

Yapılan incelemelerde Zarrab’ın Türk vatandaşlığına geçmesinde yardımcı olan eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in, oğlu Barış Güler vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın Zarrab’ın altın ticaretindeki usulsüzlükleri kapatması için oğlu Kaan Çağlayan vasıtasıyla rüşvet aldığı, eski AB Bakanı Egemen Bağış’ın Zarrab’dan işlerini halletmesi için rüşvet aldığı, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in ise rüşvet karşılığı usulsüz imar değişiklikleri yaptığı soruşturmada yer aldı.

AYAKKABI KUTULARINDA 4,5 MİLYON DOLAR

17 Aralık günü başlatılan operasyonlarla, soruşturmanın detayları daha da açığa çıktı. 71 kişi gözaltına alındı. Operasyonlarda gözaltına alınan Halk Bankası Genel Müdürü’nün evinde ayakkabı kutularına saklanmış şekilde 4 buçuk milyon dolar para ele geçirildi.

BAKAN GÜLER’İN OĞLU BARIŞ’IN EVİNDE 7 KASA, 1,5 MİLYON TL

Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde de 7 çelik para kasası ve içinde 1,5 milyon lira olduğu görüldü. Bunların yanında operasyonlardan sonra internete, sosyal medyaya ve gazetelere yansıyan ses kayıtlarında çarpıcı ifadeler yer aldı. İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler’in evinde ise 7 adet elektronik şifreli kasa ve deste deste paralar çıktı. Kasalardaki paralara el konulduğu ve paraların adli emanete gönderildiği bildirildi. Kasalardan çok miktarda döviz ve TL çıktığı iddia edildi. Operasyon görüntülerine göre, 100’er dolar halinde sayılmış onlarca deste, 500 liralık onlarca TL desteleri çıktı. Yine Barış Güler’in evindeki aramada yatak odasında bir para sayma makinesi bulundu. Para sayma makineleri ve kasaların yanında sayımı yapılmış paraları gösteren el yazısıyla para dökümü bulunan A-4 kâğıtlarında notlar bulundu.

ZARRAB’DAN BAKAN BAĞIŞ’A RÜŞVET GÖRÜNTÜLENDİ

Reza Zarrab’ın Zafer Çağlayan’a 700 bin lira değerinde bir saati rüşvet olarak verdiği resimler ve faturalarıyla açığa çıktı. Ayrıca Egemen Bağış’a rüşveti bizzat Zarrab’ın götürdüğü video kayıtlarına yansımış ve bu kayıtlar internette yayınlanmıştı. Söz konusu soruşturmalarda isimleri geçen 4 bakan hakkında Meclis’te fezleke hazırlandı. Ancak fezlekeler Meclis’ten adeta kaçırılarak, incelenmesi ve halk tarafından bilinmesi engellendi. Operasyonların gerçekleştirilmesinden hemen sonra da emniyet müdürlüğünde yolsuzlukları, rüşvetleri açığa çıkaran polisler meslekten ihraç edildi ve önceki gün gözaltına alındı.

ÇAĞLAYAN’A TRİLYONLUK RÜŞVET, 700 BİN LİRALIK SAAT

Reza Zarrab, eski Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan’a milyonlarca dolar rüşvetin yanı sıra 300 bin frank (yaklaşık 700 bin TL) değerinde Patek Philippe 5101G marka bir saat hediye etti. Zarrab’ın Çağlayan’a 52 milyon lira rüşvet verdiği iddiası fezlekelerde yer aldı.

Binlerce emniyet ve yargı mensubuna sürgün

İranlı işadamı Reza Zarrab ve üç bakan çocuğu dahil olmak üzere birçok kişiye uzanan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması Türkiye’yi sarstı. Tutuklamalar oldu, bakanlar istifa etti, yaşananlara tepki olarak AK Parti’den ayrılan vekiller oldu. Ortaya çıkan onlarca ses kayıtlarına, para kasalarına, dolar görüntülerine, mahkeme kararıyla yapılmış dinleme kayıtlarına, itiraflara rağmen bugün bazı kesimler hâlâ ‘dosyada delil’ olmadığını ve hükümete darbe yapıldığını iddia ediliyor.

Soruşturmanın ardından hükümet, kamu kurumlarında ‘cadı avı’ başlattı. 40 bine yakın polis sürgün edildi, 161 savcı görevlerinden alınıp başka illere tenzil-i rütbe ile gönderildi. HSYK, Adalet Bakanı’na bağlandı; dinlemelerde TİB başkanı tek yetkili yapıldı, yeni emniyet yargı kararlarını uygulamadı. Türkiye ve dünya kamuoyunda bütün bu yaşananlar ‘hukuk skandalı’ olarak yorumlandı.

17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarına, geçtiğimiz gün soruşturma savcısı İsmail Uçar tarafından takipsizlik kararı verildi. Operasyonları gerçekleştiren polisler ise bu soruşturmalardan dolayı hukuk dışı bir uygulamayla gözaltına alındı.

25 ARALIK’TA SUÇUN MALÎ BÜYÜKLÜĞÜ 100 MİLYAR DOLAR

Aralık soruşturması  İstanbul’da Savcı Muammer Akkaş’ın 30 kişi hakkında gözaltı ve arama kararı verdiği tarihle (25 Aralık 2013)  anıldı. Yaklaşık 1,5 yıl önce başlatılan soruşturmanın rüşvet ve yolsuzluk açısından ekonomik büyüklüğü 100 milyar doları buluyordu. İsnat edilen suçlar kara para aklama, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve yolsuzluktan oluştu. Savcılık, yaptığı incelemede, son dönemde 28 büyük ihale ve usulsüz işlemini yakın takibe aldı. Soruşturma kapsamında Üsame Kutup, Abdullah Tivnikli, Hasan Doğan, Başdanışman İbrahim Kalın, Latif Topbaş, İBB Genel Sekreteri Adem Baştürk, TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş, İsmet Yıldırım, işadamları Celal Koloğlu, Mehmet Cengiz, İbrahim Çeçen, Adnan Çebi, Orhan Cemal Kalyoncu gibi isimlere yönelik ciddi suçlamalar bulunuyor. Soruşturmada Turkuvaz Medya Grubu (Sabah ve ATV), Bosphorus 360, BİM, Başbakanlık Kalkınma Ajansı, Kalyoncu Grup, KİPTAŞ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve TÜRGEV gibi kuruluşların adı geçiyor.  Soruşturmanın bir ucu El Kaide ile ilişkili Yasin el Kadı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’a kadar ulaştı.

630 MİLYON DOLARA HAVUZ MEDYASI

Soruşturmayla ilgili kamuoyuna yansıyan iddialara göre, Sabah, Takvim, A Haber ve ATV medya kuruluşlarını barındıran hisselerin Ahmet Çalık’a ait Turkuvaz Grubu’ndan Kalyoncu Grubu’na bağlı Zirve AŞ’ye satılması kararlaştırıldı. 21 Temmuz 2013’te Başbakan’ın direktifiyle bir araya getirilen işadamlarından  630 milyon dolar toplandı. Karşılığında ihale vaadinde bulunuldu.

‘TÜRGEV’E YAP BAĞIŞI, AL DEVLET İHALESİNİ’

Soruşturmanın Bilal Erdoğan’ın liderliğindeki TÜRGEV’e yönelik kısmında ise bazı işadamlarının devlet ihalelerini almak için bu derneğe para yatırdığı, ondan sonra ihaleleri kazandıklarının tespit edildiği ileri sürüldü. 25 Aralık polis fezlekesindeki ifadelere göre Ali Ağaoğlu, Bilal Erdoğan’ın talimatıyla TÜRGEV’e 20 dönüm arazi hibe etti. Karşılığında Maslak 1453 projesindeki imar sıkıntıları görmezden gelindi. TÜRGEV’e Zarrab’ın işleri karşılığında Royal Protocol şirketince 99 milyon dolar bağış yapıldı.

1 MİLYAR DOLARLIK ARAZİ 460 MİLYON DOLARA GİTTİ

Soruşturmada geçen iddialara göre, İstanbul Etiler’de piyasa değeri 1 milyar dolar olan Etiler Polis Okulu arazisi 460 milyon dolara Bosphorus 360 isimli şirkete ihalesiz satıldı. Bilal Erdoğan’ın gizli ortakları arasında yer aldığı şirket, devleti yaklaşık 600 milyon dolar zarara uğrattı. Arazinin üzerine yapılacak konut ile zararın birkaç milyar dolarları bulacağı hesaplandı. Şirket henüz polis okulu arazisi için devir, satış ve ihale süreci olmadan yabancı ortaklarla anlaşmalar yaptı, yabancı firmalara Albaraka Türk katılım bankasından fon dahi ayarladı. Devredilme sürecinde KİPTAŞ Genel Müdürü İsmet Yıldırım’ın organizesinde arazinin ‘değerleme ihalesi’ne fesat karıştırıldığı da öne sürüldü. Şirketin ortakları arasında Bilal Erdoğan’ın yanı sıra Yasin el Kadı ve oğlu Muaz Kadı, Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı İlker Aycı, Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı’ndan Kalkınma Ajanslarıyla İşbirliği Daire Başkanı Abdülkerim Çay, Suudi işadamı Usame Kutub ve tekstilci Cengiz Aktürk bulunuyor.

‘10 MİLYAR DOLARLIK MADENE EL KONULDU’ İDDİASI

Orman Bakanlığı’nın maden için izin vermediği İstanbul Sultanbeyli Paşaköy orman sahasında bulunan maden arazisine Bosphorus 360 şirketinin, bir ay gibi kısa bir sürede maden işletme izni aldığı öne sürüldü. İddialara göre 10 milyar dolarlık maden işletme izni karşılığında maden işletmesi sahibi Adem Peker’e herhangi bir ödeme yapılmadan yüzde 50 hisse ile ortak olundu. Daha sonra Peker, ortaklıktan çıkarılarak Bosphorus işletmeye tamamen el koydu.

PENDİK’TE İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA

İstanbul Pendik ilçesi Üçağaç mevkiindeki 249 parselde bulunan arazinin Kadıköy 3. İcra İflas Müdürlüğü’nden pazarlık sureti ile satışının gerçekleştiği öne sürülüyor. İhale süresince Abdullah Tivnikli, M.Latif Topbaş ve Avni Çelik tarafından, ihaleye katılacak firmalar ve verilecek teklifler koordine edildi.

URLA’DA SİT ALANINDA KAÇAK İNŞAAT

İzmir Urla sınırları Zeytineli dolaylarındaki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi ve ailesi için yapılacak villaların bulunduğu arazi usulsüz şekilde 1. derece sit alanından 3. derece sit alanı haline getirildi. Arazinin henüz imara açılmadan üzerinde binalar inşa edildi. Kaçak yapıya onay için rüşvet verildi, vali ve bürokratlar sürüldü.

METRO İHALESİNDE FESAT

8 Ekim 2013 Salı günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Raylı Sistem Daire Başkanlığı Avrupa Yakası Raylı Sistem Müdürlüğü tarafından yapılan Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı ihalesine fesat karıştırıldığı iddia edildi. İhale tarihinden birkaç gün önce Kalyon ve Kolin unvanlı firma yetkilileri Orhan Cemal Kalyoncu, Sezai Bacaksız, Celal Koloğlu, Kenan Avis, Selcen Zeliha Özkök ve İbrahim Erdoğan Gözel ile birlikte bazı firma yetkililerinin bir araya gelerek ihalede verilecek teklifleri birlikte kararlaştırdıkları, böylece ihaleye fesat karıştırdıkları öne sürüldü.

TERMİK SANTRAL İHALELERİ

İddialara göre özelleştirilmesi planlanan 14 termik santral, özelleştirme kapsamından çıkarılarak Bilal Erdoğan’ın gizli ortağı olduğu Bosphorus 360 şirketine ihale edildi. Bosphorus 360 şirketi termik santrallerin yenilenmesi için Çek firması olan Skoda Export Enerji Anonim Şirketi’ne danışmanlık hizmet vermeyi ve bunun karşılığında 500 bin dolar kâr elde etmeyi planladı. Termik santrallerin yenilenmesi ihalesine, Bosphorus 360 şirketinin aracılık yapması için bizzat Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın devreye girdiği öne sürüldü.

EL KAİDE FİNANSÖRÜNÜ HİMAYE

İddialara göre El Kaide finansörü olduğu iddia edilen Yasin el Kadı’nın arandığı dönemde Başbakanlık inisiyatifiyle Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası yaptırımlara aykırı olarak, Türkiye’ye defalarca geldiği belirlendi. Bilal Erdoğan ile gizli ticari ortaklık içerisinde şirketler kurduğu ve Başbakan’la yapılan gizli görüşmeler gerçekleştirdiği tespit edildi.

SİMİT SARAYI’NA USULSÜZ İHALE

TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından Marmaray projesi dahilinde olan Yenikapı istasyonunda yapılacak ‘büfe-büvet-cafe’ işletmelerinin ihaleyle kiralanmasına fesat karıştırıldı. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş, Simit Sarayı AŞ firması sahipleri olan Abdullah Kavukçu ve Haluk Okutur ile görüşerek, ihale şartnamesi Simit Sarayı yöneticilerinin talep ve istekleri doğrultusunda hazırlatıldı.  İhale devam ederken Binali Yıldırım’ın danışmanı Ömer Sertbaş’ın, takip edildiğine dair şüpheler duyması üzerine TİB üzerinden teknik takip altında olunduğu öğrenildi ve faaliyetlere ara verildi.

VİRANŞEHİR İHALESİNE FESAT KARIŞTIRMA

Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 03.12.2013’te  Viranşehir-Kızıltepe’de yapılan yol ihalesine, Kalyon İnşaat firması yetkilileri Ömer Faruk Kalyoncu ve Zeliha Özkök ile Met-Gün inşaat yetkililerinin 111.854.384 TL olan yaklaşık maliyet fiyatını ihaleden önce öğrendiği ve bu şekilde ihaleye fesat karıştırdığı öne sürülüyor. İddialar arasında Çanakkale-Ezine-Ayvacık yolu ihalesine fesat karıştırma da yer alıyor.

İSTANBUL-ANKARA HIZLI TREN PROJESİ

Soruşturma kapsamında “Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi 2. Etap Vezirhan-İnönü arasında bulunan Tünel 26’nın geri kalan kısmının yapılması yapım işi” ihalesinde işadamları Mehmet Cengiz, Hasan Dağcı, Ahmet Ergün ve İbrahim Çeçen; TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ve Başbakan Erdoğan’a ulaşarak ihaleye ait gizli kalması gereken bilgilere ulaştıkları ve ihaleye fesat karıştırdıkları öne sürülüyor.

TÜRGEV’İN ADININ KARIŞTIĞI YOLSUZLUK İDDİALARI

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’na (TÜRGEV) usulsüzlük ve yolsuzlukla kamu arazilerinin devredilmesi.

Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan’ın nüfuzlarını kullanarak yüksek değerli arazilerin devredilmesi.

Alınacak arazilerde karşılaşılan problemlerin Başbakan Erdoğan’ın nüfuzu ile çözülmesi.

TÜRGEV adına yapılacak tadilat vs. inşa işlemleri için özel şirketlerin herhangi bir ücret talep etmemesi.

İGDAŞ’a ait arazinin TÜRGEV’e devri.

Milli Eğitim Vakfı’nın Şehzadebaşı’nda TÜRGEV’e devrettiği arazide otel yapılmak istenmesi üzerine, araziye sınır özel arazinin tehditle satın alınmak istenmesi.

Altunizade’de Hazine’ye ait bir araziye talip olan Milli Eğitim’in talebinin geri çektirilerek arazinin TÜRGEV’e devri.

Millet Caddesi’ndeki 17 dönümlük İETT garajı arazisinin TÜRGEV’e üniversite yapılması amacıyla devri girişimi.

Hayırlı Vakfı’nın 27 dönümlük arazisine imar alınmasına karşılık TÜRGEV’in araziye yüzde 50 ortak olması.

Üsküdar Ünalan Mahallesi’ndeki bir arazinin başka bir şahsa devrinin Bilal Erdoğan tarafından engellenerek Osman Bozkurt’a devrinin sağlanması.

Ali Ağaoğlu’nun imar ve ruhsat sıkıntılarının çözülmesine karşılık rüşvet olarak 20 dönüm arazisinin TÜRGEV’e devri.

 

ZAMAN_20140904_14_15

Be Sociable, Share!

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*