Havuz Medyası ile Müzmin MHP Muhaliflerine Açık Mektup

Cumhur İttifakı Millet Aklı

 

Uzunca süredir yuvalandığınız gazete ve televizyonlardan MHP aleyhinde planlı programlı bir kampanya yürütüyorsunuz.

Size bulunduğunuz mevkileri ve dünya menfaatlerini temin edenler, bunun karşılığında Türk milletinin yegâne varlık ümidi olan MHP’yi kamu vicdanında mahkûm etme ve karalama görevi verdi.

Bu görevi yerine getirmek için insanı insan yapan ne kadar ahlaki değer varsa hepsini seve seve çiğniyorsunuz.

Aranızdaki bir takım çömezler partimiz üzerinden isimlerini parlatmak için hoyrat ve acemi bir dil kullanıyor, çaylaklıklarını fazlaca açık ediyorlar.

İçlerindeki “eski Ülkücülük” kırıntılarını ortalığa saçan kimi kaşarlanmışlarınız ise yarım kalmış hesapların içlerinde bıraktığı kirli intikam tortusunu ele veriyorlar.

Bazılarınız, kustukları kin ve nefreti iktidar nezdinde kâra ve ödüle tahvil etmek için geleneksel MHP düşmanlığını gizleme ihtiyacı bile duymuyor.

AKP iktidarının yürüttüğü hemen her seçim kampanyasında bütün maharetinizi ve dikkatinizi koro hâlinde MHP eleştirisine ayırıyor, partimize yoğunlaşıyorsunuz.

MHP’yi kendisine rakip olarak gören, partimizden ve bilinçli MHP tabanından ciddi şekilde çekinen iktidarın kampanya çalışmalarına biteviye malzeme taşıyorsunuz.

MHP hakkında ters ve negatif algı yaratmak için bile bile iğneleyici, zaman zaman da tahkir ve tahrik edici bir üslup kullanıyorsunuz.

Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin çatı adayı sürecindeki başarısını gölgelemek için olmadık komplo teorileri uydurdunuz, akla gelmedik iftiralara başvurdunuz. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonucunda da bütün çabalarını emeklerini yok sayarak faturayı ona kestiniz.

Belli ki MHP’nin haklı girişimlerini ve doğruluğu inkâr edilmeyecek politikalarını tasvip ve kabul edecek fazileti gösteremiyorsunuz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin sıcak atmosferi soğumadan Tayyip Erdoğan’ın “Bırakın AKP’yi siz CHP ve MHP ile uğraşın.” talimatı doğrultusunda yeni bir stratejiye yelken açtınız. Hedefiniz, 2015 seçimlerinde Tayyip Erdoğan’ı Anayasa değişikliği için gerekli Meclis aritmetiğini elde edecek siyasi başarıya taşımak.

Tabii bunun yolu; ısrar ve sabırla Erdoğan’ın günah ve veballerini, AKP iktidarının sinsi projelerini sayıp döken ama ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamayan MHP’yi yıpratıp milletin gözünden düşürmekten geçiyor.

Sizin için haram helal, doğru yanlış, eksik fazla fark etmiyor.

Yüreğinizin ve vicdanınızın sesini değil, cüzdanınızın hışırtısını, elde ettiğiniz dünya menfaatlerinin ılık rüzgârını duyuyorsunuz.

Biliniz ki; aydın, kâmil insandır.

Gazetecilik mesleğinin temeli hür iradedir; ahlak ve doğruluktur.

Yazı ve yorumlarında objektif olmak, hakkaniyete riayet sadece gazeteciliğin gereği değil, aynı zamanda insani bir erdemdir.

Nefsini yenip hiddet ve garezine hâkim olup Hakk’ın ve hakikatin yanında yer almak olgun insanın harcıdır.

Hakk’ı teslim etmek, haklının hakkını vermek kemal göstergesidir.

Şahsi kinlerini bir tarafa bırakıp düşmanının bile doğruluğunu ve haklılığını itiraf etmek üstün bir meziyettir.

Birine veya bir kuruma kin duyan insanın, buna rağmen onun başarılarını kabullenip doğru adım ve girişimlerine destek vermesi ruh olgunluğu gerektirir.

Şahsi hesaplarını, husumetlerini, geçmişte yaşadıkları bazı olumsuzlukları unutmayarak kalemini ve kelamını nefsinin arzularını tatmine, intikam duygusuna kurban eden insan aydın değildir.

Dünyada kendine sunulan nimetlerin devamını sağlamak için hakikatleri çiğneyen, doğruları saptıran kimse aydın değildir.

Sizin gibiler ise her devrin adamıdır.

Sizin gibiler; her iktidarın yanında yer alır, her muhalefete saldırırlar.

İktidar partisi sizin gibilerin arasından; içinde özellikle kuyruk acısı, eziklik olup da bunun hesabını sormak için kalemini insafsızca, adaletsizce, bütün ahlaki değerleri çiğneyebilecek kırattaki kimseleri devşirmektedir.

Değerleri aşınmış ve derin bir karakter zaafının pençesine düşmüş kimseleri bir araya getirerek kurşun askerlerden devşirme bir basın ordusu kuran AKP iktidarı; sizi önemli mevkilere getirerek sınırsız imkânlar vererek sesini kısmak istedikleri, önlerine engel teşkil eden herkesin ve her kesimin üzerine göndermektedir.

Devşirme basın ordusu olarak bütün kutsallara saldırıyor, bütün değerleri aşındırıyorsunuz. Gazeteciliği iktidar yandaşlığına dönüştürme maharet ve kıvraklığını göstererek AKP’nin basın kolları unvanını fazlasıyla hak ediyorsunuz.

Nitekim cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde MHP’yi ve mutabakat adayını acımasızca eleştirirken AKP’nin adayı ve onun hatalarıyla ilgili en küçük tenkit ve dokundurma cesaretini bile gösteremediniz.

Hem bölücü terör örgütü PKK’yı hem de iktidar ve devlet görevlilerinin yapacağı her türlü hukuksuz icraatı meşrulaştıracak bir yasa teklifi TBMM’den geçerken en ufak olumsuz değerlendirme yapmadınız.

Aksine, toplum kesimlerini geri döndürülmesi zor ayrışmaya bir adım daha yaklaştıran ihanet yasalarını Meclisteyken alkışlayıp desteklediniz.

Tayyip Erdoğan ve ekibinin göz göre göre Türkiye’yi ve Cumhuriyeti’ni dönüştürme, Türkiye’yi federasyonlara bölme çabasına çanak tuttunuz, onların vebaline ortak oldunuz.

Sizin için gelen ağam giden paşam.

Hatırlıyor olmalısınız; sizin tıynetinizdekiler ve aranızda o günleri görenler, geçmişte de 12 Eylül Darbesi yapıldığında cuntayı alkışlayarak kardeş kavgasına son verildiğini iddia ettiler.  Oysa asıl kardeş kavgası cuntanın yönetimi devralmasından sonra 1984’te başlatıldı.

Şimdi de sizler barış ve çözüm adı altında İmralı canisinin ve PKK’nın meşrulaştırılmasını, Türkiye’nin fiilen bölünmesini alkışlıyorsunuz.

Sizler sorumluluklarınızın gereğini değil de çıkarlarınızın icabını yerine getiriyorsunuz.

Türkiye’nin, askerî cunta yerine sivil bir cuntanın tahakküm ve egemenliğine teslim edilmesine katkıda bulunuyorsunuz. Nefislerinizin, heva ve heveslerinizin sizleri kendi felaketinize sürüklemesi sizin bileceğiniz iş. Ama yaptıklarınızla Türkiye’yi de felakete götürüyorsunuz.

Çoğunuzun eski yazı ve yorumlarıyla yenilerini bir araya getiren mukayeseli çalışma yapılsa; düştüğünüz fikir ve ilke perişanlığını, ahlaki rezaleti çocuklarınıza bile anlatacak yüzünüz kalmaz.

Bugün Mesut Barzani’nin Irak’taki kaostan yararlanarak bağımsızlık hazırlığı yaptığı gibi yarın Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda PKK ve siyasi kanadı bağımsızlık istemeye cüret ederse, bunun için uluslararası güçlerin desteğini isteyerek Türkiye’yi resmen bölmeye kalkarsa -ki gidiş orayadır- bunun hesabını nasıl vereceksiniz?

Bırakınız Türk Devleti’nin bölgede yaşamasını, Türk milletinin Anadolu’da boğulmak istendiğini büyük bir aymazlık ve sorumsuzlukla nasıl görmezden geliyorsunuz?

Hepimizin Allah huzurunda ve tarih önünde bu milletin birlik ve bütünlüğünden mesul olduğumuzu nasıl unutuyorsunuz?

Bu mudur millete hizmet?

Bu mudur kardeşçe bir arada yaşama davası?

Bu mudur hakkaniyet?

Bu mudur maşeri vicdan?

Ey MHP muhalifi kalemler!

Gözünüzü bunlar görmeyecek kadar mı kin bürüdü?

Yoksa dünya nimetlerinin ayartıcı lezzeti mi sizi sorumluluklarınızı ve millete olan borcunuzu yerine getirmekten alıkoyuyor?

Sizin için hırslarınızı tatmin etmek ve MHP’den öç alarak içinizdeki nefreti soğutmak memleketin geleceğinden ve milletimizin bekasından daha mı önemli?

Adalet, insaf, izan ve vicdan sizin için hiç mi bir şey ifade etmiyor?

İlkesizliklerinizi çocuklarınıza, çevrenize ve sizin gibi davranmayan meslektaşlarınıza nasıl izah ediyorsunuz?

Gece başınızı yastığa koyduğunuzda hiç mi nefis muhasebesi yapmıyorsunuz? Hiç mi kendinizi sorgulamıyorsunuz?

Havuz medyasının bülbülü olmak Türk milletinin menfaatlerini savunmaktan daha mı kıymetli?

Hadi AKP iktidarına güveniyor onun gölgesine sığınıyor, “Nasıl olsa dünyada kolay kolay bizden hesap soran çıkmaz.” diye düşünüyorsunuz. Bu dünyanın fani, insanın ölümlü olduğu malum…

Yarın Allah’ın huzuruna nasıl çıkacaksınız?

Gelecekte Türk siyasetinde AKP’ler olmayacak. O zaman düşeceğiniz hazin vaziyeti hiç hesapladınız mı?

Bulunduğunuz mevkiler ve iktidar gücünün parıltısı günah ve veballerinizi örtmediği gibi, açıkta kalan yerlerinizi de örtmüyor.

Ahlaken çırılçıplak, ruhen fukarasınız.

Haberiniz var mı bilmem ama millet sizi gülerek hatta acıyarak takip ediyor.

Halk; ruh perişanlığınıza, ikiyüzlülüğünüze, kindarlığınıza ve seviyesizliğinize bakıp sizi ciddiye bile almıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nun yarışacağının açıklanmasından sonra huzursuzluk sendromu yaşadınız. “Ya Erdoğan kaybederse?” diye panik içindeydiniz. Bu sebeple cumhurbaşkanlığı yarışında Hakk’ın ve haklının değil, güçlünün ve zalimin yanında yer almayı tercih ettiniz.

Sizleri ve arkasında durduğunuz yazısı turası silinmiş iktidarı, önce Allah’a sonra da Türk milletinin ferasetine ve adaletine havale ediyoruz.

Biliniz ki;

Sizin Ülkücüleri eleştirmek için önce en az onlar kadar ahlaklı olmanız, en az onlar kadar memleket sevgisiyle, vatan aşkıyla, birlik ve dirlik sevdasıyla dolu olmanız gerekir.

MHP’yi ve Milliyetçi-Ülkücü Hareketi kamuoyunda yalanla dolanla yıpratacağınızı sanıyorsanız aldanıyorsunuz.

Siz, bizi yıpratacak imana sahip değilsiniz.

Görevinizi imanla değil, amanla yaptığınız için bizim sadece sakalımızı tıraş ediyor, kılıcımızı biliyorsunuz.

Bununla birlikte şer ittifakı karşısında MHP’nin ne kadar önemli bir fonksiyon icra ettiğini bize defalarca hatırlatıyorsunuz.

Bugüne kadar AKP iktidarının, onun içerideki ve dışardaki destekçilerinin yürüttükleri karalama kampanyaları MHP’ye zarar veremedi, bilakis partimizi büyüttü.

MHP’nin; AKP iktidarı gibi trilyonları, yandaş medyası, devlet imkânları ve muazzam propaganda vasıtaları yok ama yine de emin ve inançlı adımlarla yoluna devam ediyor.

Parayla insanlar çabuk satın alınıp iktidarlar kolay kurulabiliyor ama emek, alın teri ve idealizmle varılan hedeflere meşakkatsiz ulaşılamıyor.

Kendisini Milliyetçi-Ülkücü camiadan addedip de iktidarın değirmenine su taşıyan, her seçim sonrasında soğukkanlı değerlendirmeler ve yapıcı eleştirilerde bulunmak yerine havuz medyasıyla birlikte bize saldıran aklı evvellere de bir çift sözümüz var.

Elbette cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili söylenecek, yazılacak ve konuşulacak çok şey var. Elbette MHP yönetiminin de ortaya çıkan tabloda sorumluluk payı var; bu inkâr edilemez. Ama medyada kalem oynatan ve kendisini Türk milliyetçisi olarak addeden kimselere düşen, “MHP’ye son ihtar” gibi üst perdeden cümlelerle kuru gürültü çıkarmak değil, bundan sonra yapılması gerekenler konusunda yol gösterici, somut ve makul analizler ortaya koymaktır.

Hele bıyığı yeni terleyen gençlere gazete ve sosyal medya sayfalarından Ülkücü terbiye ve İslam ahlakına aykırı bir üslupla ağabeylerine, büyüklerine küfrettirmek, onları aşağılatmak, ne gazeteciliğe ne insanlığa ne millî terbiyeye ne de insanlığa sığar.

Bilhassa sosyal medyada ve İnternet’teki haber sitelerinde görülen bu ahlak çöküntüsü yeni nesiller için kötü bir örnek ve tehlike oluşturmaktadır.

Çıkar ve siyasi ikbal uğruna AKP döneminde atılan ahlaksızlık tohumları ne yazık ki başta medya olmak üzere birçok kesimleri zehirlemiş, bundan milliyetçi kesimlerin bir kısmı da nasibini almıştır.

Netice olarak cumhurbaşkanlığı seçimi tamamlanmış ve yeni bir süreç başlamıştır. Her seçim sonrasında olduğu gibi tartışmayı Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliği üzerinden götürmeye çalışmakta ne isabet ne samimiyet ne de iyi niyet vardır. Devlet Bahçeli aleyhtarlığı yapanların asıl amacının MHP’ye ve Ülkücü Harekete katkıda bulunmak olmadığını başta iddia sahipleri olmak üzere herkes iyi bilmektedir.

Bu gibilerin işleri güçleri her yeni gelen MHP yönetimini gözden düşürmek ve lider üzerinden tartışma açarak kendi isimlerini parlatmaktır. Artık hiçbir sonuç vermesi mümkün olmayan bu ucuz yöntemler eskimiş ve bayatlamıştır. Bunun ne Devlet Bahçeli muarızlarına ne de camiamıza bir faydası vardır. Bundan en çok yarar ve çıkar sağlayacak olan AKP iktidarıdır. Zira MHP’yi yıpratmaya yönelik her saldırı, AKP için bir nefes demektir.

Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’yı takmadığı, hukuku kale bile almadığı, Türkiye’yi canının istediği gibi yönettiği bir zaman diliminde MHP ile uğraşma hamakatı, sadece iktidarın çıkarlarına hizmet eder. Türk milliyetçilerine yaraşan; gücün etrafında pervane olmak değil, pervaneler üreten gayrimillî güç odaklarının kökünü kazımaktır. Ne yazık ki bu; sabır isteyen, dayanması zor ve meşakkatli bir mücadeledir.

Erdoğan ve emrindeki havuz medyası hedef saptırmayı başarmakta ve müzmin muhaliflerimizi de bu yolda fena halde kullanmaktadır.  Sizler, bu kadar kolay oltaya gelmekle havuz medyasının yaratmak istediği algıyı güçlendiriyorsunuz.

Aklınızı başınıza toplayınız. MHP ile uğraşacağınıza Türk milletinin başına bela olan bir iktidarla mücadeleye odaklanınız.

Cumhur İttifakı Millet Aklı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*